<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	>

<channel>
	<title>Çocuklara Adalet İmza Kampanyası</title>
	<atom:link href="http://www.cocuklaraadalet.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.cocuklaraadalet.com</link>
	<description></description>
	<pubDate>Sun, 12 Apr 2009 11:57:50 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.7.1</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Yargılanarak Büyüyorlar (CANAN ATABAY: Avu.)</title>
		<link>http://www.cocuklaraadalet.com/yargilanarak-buyuyorlar-canan-atabay-avu.html</link>
		<comments>http://www.cocuklaraadalet.com/yargilanarak-buyuyorlar-canan-atabay-avu.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 12 Apr 2009 11:55:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[İnsan Hakları Savunuculari Hukukçular Aydınlar Ne Söyledi]]></category>

		<category><![CDATA[Yargılanarak Büyüyorlar (CANAN ATABAY: Avu.)]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cocuklaraadalet.com/?p=51</guid>
		<description><![CDATA[
2008’de Diyarbakır’da yaşanan olaylarda gözaltına alınan çocuklar halen cezaevinde, iddianame bekliyorlar.
05/04/2009

Çocukların yargılama sürecinin uzamasından sıkıldıklarını gözlemliyorum. Hemen hepsi cezaevinde yaşamanın, buradaki koşulların kendilerini çocuk olmaktan çıkardığını, fakat yapacak bir şeylerinin olmadığını söylüyor
CANAN ATABAY (Arşivi)
Ziyaretçi bekleyen küçük yüreklere umut olmak için cezaevine gitmek, sıkıntılı bir durum oluyor. Bu nedenle de ayaklarım gitmek istemese de beklediklerini bildiğim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://img411.imageshack.us/img411/5984/adszv.jpg" alt="Yargılanarak Büyüyorlar" width="403" height="258" /></p>
<p>2008’de Diyarbakır’da yaşanan olaylarda gözaltına alınan çocuklar halen cezaevinde, iddianame bekliyorlar.<br />
05/04/2009<br />
<span id="more-51"></span><br />
Çocukların yargılama sürecinin uzamasından sıkıldıklarını gözlemliyorum. Hemen hepsi cezaevinde yaşamanın, buradaki koşulların kendilerini çocuk olmaktan çıkardığını, fakat yapacak bir şeylerinin olmadığını söylüyor<br />
<span style="color: #0000ff;">CANAN ATABAY (Arşivi)</span><br />
Ziyaretçi bekleyen küçük yüreklere umut olmak için cezaevine gitmek, sıkıntılı bir durum oluyor. Bu nedenle de ayaklarım gitmek istemese de beklediklerini bildiğim için gidiyorum. Soracakları soruları önceden kestirebiliyorum, dolayısıyla hazırlık yaparak gidiyorum.<br />
Sabahın erken saati cezaevi önündeyim ve kapıdan içeri giriyorum, bir yandan da onlara ne diyeceğimi düşünüyorum. Kayıt işlemini yaptırıyorum, arama işlemi bitiyor, sonra bir asker eşliğinde kapılardan geçiyorum çocuk koğuşunun olduğu binaya gitmek için ve sonunda çocuk koğuşunun olduğu binadayım. Görüşeceğim çocukların isimlerinin yazılı olduğu kağıdı görevli gardiyana uzatıyorum ve bir müddet bekliyorum. Çocuklar hazır ediliyor, bense erken mi geldim belki uyuyorlardır diyorum kendi kendime, sonra ‘sanmam kalkmışlardır şimdi’ diyorum. Sonra görüşme odasına doğru yol alıyorum. Hepsiyle toplu görüşmek istiyorum, ama bunun mümkün olmadığını da biliyorum. Biraz bekledikten sonra çocuklardan biri görüşme odasına giriyor.<br />
İlk görüştüğüm çocuk 45 gündür cezaevinde, rahat görünüyor. Onun rahat olması beni de rahatlatıyor. Ona kendimi tanıtıyorum ve sohbet etmeye başlıyoruz. Soruşturması hâlâ devam ediyor ve hakkında iddianame hazırlanmamış daha. İddianameyi beklediğini söylüyor bana ve hakkındaki suçlamaları tam olarak bilmediğini ifade ediyor. Sonra benden beklentilerini soruyorum ve dava açılınca tekrar geleceğimi söyleyerek onunla görüşmeyi bitiriyorum. Tokalaşırken yaşından büyük bir edayla o kadar samimi sıkıyor ki elimi, şaşırıyorum.<br />
Akabinde uzun süredir tutuklu olan diğer çocuklar geliyor tek tek görüşme odasına. Sıkıldıkları ve çaresizlikleri yüzlerinden okunuyor. Onların sıkıntıları bir süre sonra bana da sirayet ediyor. Rahatlatmaya çalışıyorum ama başaramıyorum galiba.<br />
Hepsi soruyor bana tek tek; “bizi bırakacaklar mı, bu duruşma karar çıkar mı, ceza verirler mi bize” diye. Umut tellallığı yapmak istemiyorum onlara ama umutlarını kırmak da&#8230; Sadece kaçamak cevaplar vermekle yetiniyorum, çünkü ben bu sorunun cevabını bilmiyorum. Verdiğim cevaplar onları da tatmin etmiyor, ama gözlerime bakarken hepsinin gözleri umut dolu. Pırıl pırıl. Sonra onlar beni rahatlatmaya çalışır gibi gülüyorlar.<br />
Çocuklarla cezaevini konuşuyorum, nasıl gidiyor, ne yapıyorsunuz burada diye soruyorum onlara, anlatıyorlar sıkıntılarını, umutlarını, mutluluklarını, mutsuzluklarını, yaşadıklarını. Kuş sesleri geliyor dışarıdan ve gözlerim doluyor birinin söyledikleri karşısında; “Bazen koğuşumuza kuş sesleri geliyor, bir kuş ötüyor ve ben özgürüm, uçuyorum, temiz hava soluyorum, gökyüzüne yükseliyorum diyor bize, ama biz temiz hava soluyamıyoruz, kuşun özgür oluşu bizim hoşumuza gidiyor ama biz özgür değiliz, cezaevi burası işte ne yapalım”. Gülümsüyorum ona ve cezaevine güvercin getirmek serbest olsaydı getirecektim size, ama o zaman da uçardı ve siz üzülürdünüz diyorum ona.</p>
<p><strong>‘Ben sıkıldım artık’</strong><br />
O da bana; “keşke serbest olsaydı da getirseydiniz, iyi bakardık ona, uçup gitmezdi, kanatlarını bağlardık, yem verirdik, alışırdı bir süre sonra buraya, bıraksak, uçup gitse de dolanıp dolanıp yine konardı buraya” diyor. Bu konuşma esnasında onlar cezaevine alışmamış olsa da alışmış gibi davranıyorlar, özgür olan her kuş gibi özgür olmak istiyorlar, ama acaba tahliye edilseler bile yine aynı yere, yani cezaevine gelecekleri korkusunu mu yaşıyorlar diye düşünmeden de edemiyorum.<br />
Çocuklarla sohbet ederken çocuk olmaktan uzaklaştıklarını, yargılama sürecinin uzamasından, tutuklu kalmaktan sıkıldıklarını gözlemliyorum. Hemen hemen hepsi cezaevinde yaşamanın, oradaki koşulları görmenin kendilerini çocuk olmaktan çıkardığını, fakat yapacak bir şeylerinin olmadığını söylüyor. Kimi yaşadıkları koğuştan sıkılmış, “her şey aynı, insanlar aynı, konuşmalar aynı, kısırdöngü içinde olmak sıkıyor artık beni” diyor. Kimi yargılama sürecinin uzamasını artık istemiyor ve “bu celse karar çıkar değil mi, ben sıkıldım artık, beklemekten yoruldum, cezaevi ve mahkeme arasında gelgitler de sıktı beni, artık karar çıksın en azından ya eski hayatıma döneceğim ya da burada kalacağım bunu bileyim” diyor. Kimi isnat edilen suçlamalardan rahatsız ve “bize terörist diyorlar, biz terörist değiliz, biz çocuğuz, bize terörist demesinler” diyor.<br />
Çocuklarla sohbet ederken ailelerine iletmemi istedikleri bir şey olup olmadığını soruyorum en son. Çocuklardan biri, “babama söyleyin, duruşmada gözleri kızarmasın, onun gözleri kızarınca ben bitiyorum orada, lütfen yapmasın” diyor. Cezaevi çıkışında babasıyla görüşüyorum, oğlunun ona iletmemi istediği şeyleri anlatıyorum, baba yüreği bu, gözleri dolu dolu ağlamaklı beni dinlerken.<br />
Çocuklar cezaevlerinde büyüyorlar. Şu an yetişkinlerden ayrı bir binada kalıyorlar. Ama 18 yaşını doldurunca yetişkinlerin bulunduğu cezaevine gönderilecekler. Kiminin bir ayı kiminin bir yılı var 18 yaşını doldurmaya. Onlar yargılanarak büyüyorlar. Yetişkinliğe adım atıyorlar. Çocukluktan gençliğe geçişi diğer yaşıtları gibi yaşayamadan büyüyorlar.<br />
Onlara çantamda özgürlüğü götürmek, en azından özgürlük umudunu götürmek isterim. Bu çocuklar bizim, kanatlarını cezaevlerinin duvarlarına bağlamayalım, bırakılım bir kuş misali özgürce uçsunlar.</p>
<p><strong>CANAN ATABAY: Avu.</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cocuklaraadalet.com/yargilanarak-buyuyorlar-canan-atabay-avu.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
