Yargılanarak Büyüyorlar (CANAN ATABAY: Avu.)

12 Nisan 2009 – 13:55

Yargılanarak Büyüyorlar

2008’de Diyarbakır’da yaşanan olaylarda gözaltına alınan çocuklar halen cezaevinde, iddianame bekliyorlar.
05/04/2009

Çocukların yargılama sürecinin uzamasından sıkıldıklarını gözlemliyorum. Hemen hepsi cezaevinde yaşamanın, buradaki koşulların kendilerini çocuk olmaktan çıkardığını, fakat yapacak bir şeylerinin olmadığını söylüyor
CANAN ATABAY (Arşivi)
Ziyaretçi bekleyen küçük yüreklere umut olmak için cezaevine gitmek, sıkıntılı bir durum oluyor. Bu nedenle de ayaklarım gitmek istemese de beklediklerini bildiğim için gidiyorum. Soracakları soruları önceden kestirebiliyorum, dolayısıyla hazırlık yaparak gidiyorum.
Sabahın erken saati cezaevi önündeyim ve kapıdan içeri giriyorum, bir yandan da onlara ne diyeceğimi düşünüyorum. Kayıt işlemini yaptırıyorum, arama işlemi bitiyor, sonra bir asker eşliğinde kapılardan geçiyorum çocuk koğuşunun olduğu binaya gitmek için ve sonunda çocuk koğuşunun olduğu binadayım. Görüşeceğim çocukların isimlerinin yazılı olduğu kağıdı görevli gardiyana uzatıyorum ve bir müddet bekliyorum. Çocuklar hazır ediliyor, bense erken mi geldim belki uyuyorlardır diyorum kendi kendime, sonra ‘sanmam kalkmışlardır şimdi’ diyorum. Sonra görüşme odasına doğru yol alıyorum. Hepsiyle toplu görüşmek istiyorum, ama bunun mümkün olmadığını da biliyorum. Biraz bekledikten sonra çocuklardan biri görüşme odasına giriyor.
İlk görüştüğüm çocuk 45 gündür cezaevinde, rahat görünüyor. Onun rahat olması beni de rahatlatıyor. Ona kendimi tanıtıyorum ve sohbet etmeye başlıyoruz. Soruşturması hâlâ devam ediyor ve hakkında iddianame hazırlanmamış daha. İddianameyi beklediğini söylüyor bana ve hakkındaki suçlamaları tam olarak bilmediğini ifade ediyor. Sonra benden beklentilerini soruyorum ve dava açılınca tekrar geleceğimi söyleyerek onunla görüşmeyi bitiriyorum. Tokalaşırken yaşından büyük bir edayla o kadar samimi sıkıyor ki elimi, şaşırıyorum.
Akabinde uzun süredir tutuklu olan diğer çocuklar geliyor tek tek görüşme odasına. Sıkıldıkları ve çaresizlikleri yüzlerinden okunuyor. Onların sıkıntıları bir süre sonra bana da sirayet ediyor. Rahatlatmaya çalışıyorum ama başaramıyorum galiba.
Hepsi soruyor bana tek tek; “bizi bırakacaklar mı, bu duruşma karar çıkar mı, ceza verirler mi bize” diye. Umut tellallığı yapmak istemiyorum onlara ama umutlarını kırmak da… Sadece kaçamak cevaplar vermekle yetiniyorum, çünkü ben bu sorunun cevabını bilmiyorum. Verdiğim cevaplar onları da tatmin etmiyor, ama gözlerime bakarken hepsinin gözleri umut dolu. Pırıl pırıl. Sonra onlar beni rahatlatmaya çalışır gibi gülüyorlar.
Çocuklarla cezaevini konuşuyorum, nasıl gidiyor, ne yapıyorsunuz burada diye soruyorum onlara, anlatıyorlar sıkıntılarını, umutlarını, mutluluklarını, mutsuzluklarını, yaşadıklarını. Kuş sesleri geliyor dışarıdan ve gözlerim doluyor birinin söyledikleri karşısında; “Bazen koğuşumuza kuş sesleri geliyor, bir kuş ötüyor ve ben özgürüm, uçuyorum, temiz hava soluyorum, gökyüzüne yükseliyorum diyor bize, ama biz temiz hava soluyamıyoruz, kuşun özgür oluşu bizim hoşumuza gidiyor ama biz özgür değiliz, cezaevi burası işte ne yapalım”. Gülümsüyorum ona ve cezaevine güvercin getirmek serbest olsaydı getirecektim size, ama o zaman da uçardı ve siz üzülürdünüz diyorum ona.

‘Ben sıkıldım artık’
O da bana; “keşke serbest olsaydı da getirseydiniz, iyi bakardık ona, uçup gitmezdi, kanatlarını bağlardık, yem verirdik, alışırdı bir süre sonra buraya, bıraksak, uçup gitse de dolanıp dolanıp yine konardı buraya” diyor. Bu konuşma esnasında onlar cezaevine alışmamış olsa da alışmış gibi davranıyorlar, özgür olan her kuş gibi özgür olmak istiyorlar, ama acaba tahliye edilseler bile yine aynı yere, yani cezaevine gelecekleri korkusunu mu yaşıyorlar diye düşünmeden de edemiyorum.
Çocuklarla sohbet ederken çocuk olmaktan uzaklaştıklarını, yargılama sürecinin uzamasından, tutuklu kalmaktan sıkıldıklarını gözlemliyorum. Hemen hemen hepsi cezaevinde yaşamanın, oradaki koşulları görmenin kendilerini çocuk olmaktan çıkardığını, fakat yapacak bir şeylerinin olmadığını söylüyor. Kimi yaşadıkları koğuştan sıkılmış, “her şey aynı, insanlar aynı, konuşmalar aynı, kısırdöngü içinde olmak sıkıyor artık beni” diyor. Kimi yargılama sürecinin uzamasını artık istemiyor ve “bu celse karar çıkar değil mi, ben sıkıldım artık, beklemekten yoruldum, cezaevi ve mahkeme arasında gelgitler de sıktı beni, artık karar çıksın en azından ya eski hayatıma döneceğim ya da burada kalacağım bunu bileyim” diyor. Kimi isnat edilen suçlamalardan rahatsız ve “bize terörist diyorlar, biz terörist değiliz, biz çocuğuz, bize terörist demesinler” diyor.
Çocuklarla sohbet ederken ailelerine iletmemi istedikleri bir şey olup olmadığını soruyorum en son. Çocuklardan biri, “babama söyleyin, duruşmada gözleri kızarmasın, onun gözleri kızarınca ben bitiyorum orada, lütfen yapmasın” diyor. Cezaevi çıkışında babasıyla görüşüyorum, oğlunun ona iletmemi istediği şeyleri anlatıyorum, baba yüreği bu, gözleri dolu dolu ağlamaklı beni dinlerken.
Çocuklar cezaevlerinde büyüyorlar. Şu an yetişkinlerden ayrı bir binada kalıyorlar. Ama 18 yaşını doldurunca yetişkinlerin bulunduğu cezaevine gönderilecekler. Kiminin bir ayı kiminin bir yılı var 18 yaşını doldurmaya. Onlar yargılanarak büyüyorlar. Yetişkinliğe adım atıyorlar. Çocukluktan gençliğe geçişi diğer yaşıtları gibi yaşayamadan büyüyorlar.
Onlara çantamda özgürlüğü götürmek, en azından özgürlük umudunu götürmek isterim. Bu çocuklar bizim, kanatlarını cezaevlerinin duvarlarına bağlamayalım, bırakılım bir kuş misali özgürce uçsunlar.

CANAN ATABAY: Avu.

Etiket:

  1. Yazı İçin Yapılan Yorumlar

  2. Türkiye’deki Çocuk Tutsaklarla Dayanışmayı Geliştirelim!

    İnsan Hakları Derneğinin yapmış olduğu araştırmaya göre Türkiye’ de 2006-2007 yıllarında Terörle mücadele kanunu kapsamında 1572 Çocuk yargılanmıştır. Bunların büyük bir bölümü “suç” işlemek amacıyla örgüt kurma, örgüt üyeliği ve örgüt propagandasını düzenleyen TCK 220. madde gereği, diğer kesim ise TCK’nın silahlı örgüt kurmak ve yönetmek suçunu düzenleyen 314. maddesi kapsamında yargılanmıştır. Yine aynı kanunlar gereği 2008 yılında Diyarbakır’ da 279, Adana’ da 264 ve Van’ da 28 Çocuk tutuklu ve tutuksuz olarak yargılanmıştır. 2009’ un başlarında ise 82 çocuk gözaltına alınmış, bunların 28’i tutuklu 54’ü tutuksuz yargılanmaktadır. “Suçları” Zafer işareti yapmak ve Polise taş atmaktan 25 yıl uygulaması yürürlüğe konularak yargılanacaklardır.
    Türkiye’de egemen güçler Kürt Ulusuna yönelik saldırılarda onbinlerce insanın hayatına kıymıştır. Kürt Ulusunun demokratik hak mücadelesi T.C.’nin kuruluşundan günümüze dek devam edegelmiştir. Özellikle 2006 yılından günümüze kadar yürütülen mücadelede ailelerinin yanında yer alan çocuklara yönelik tutuklamalar, işkenceye tabi tutularak verilen cezalar faşizmin ve nasyonalist egemen anlayışın Kürt ulusuna yönelik asimilasyon, inkâr ve imhanın devamıdır.
    Demokrasi ve Özgürlük Mücadelesi Meşrudur
    Adana’ da 8 Mart 2009’da “Dünya Emekçi Kadınlar Gününde” yürüyüşe katılan 15 ve 16 yaşlarındaki iki genci 8’er yıl cezalandıran sistemin bütün demokrasilerden uzak, açık faşist bir diktatörya olduğu gerçeğinin somut ifadesidir. Böyle bir sisteme karşı mücadele etmek insanlığın bir görevi olduğu gibi, bu meşru mücadeleyi bastıranların halka karşı terör ve katliamları demokrasi olarak adlandıranlar halkın üzerinde insanlık dışı yaşamı dayatan faşist egemen güçlerdir. Türkiye’de Kürt Ulusu ve diğer demokrasi ve sosyalist güçlere yönelik mücadelede tutuklanan binlerce çocuğu terörist olarak yargılayan T.C. devleti son onbir ayda tutuklanan 69 çocuğa toplam verdiği ceza süresini 300 yıla ulaştıran sistemin asıl terör olduğu açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Ayrıc Türkiye’de cezaevlerinde baskı ve işkencenin olduğu defalarca uluslar arası mahkemlerde ispatlanmıştır. Cezaevinde bulunun çocuklara şiddet ve işkence uygulandığını tüm insan hakları kuruluşları defalarca beyan etmiştir. Çoğu çocuklarda baskı ve işkence altında ifade alındığı söz konusudur.
    Herkesi Türkiye’deki Çocuk Tutsaklarla Dayanışmaya Çağırıyoruz
    Türkiye’de faşist devletin yaptığı bu uygulamalar açık bir terördür. Tutuklanan çocuk politik tutsakların, Türkiye’nin demokratikleşmesi için yürütülen mücadelede, ailelerinin ve demokrasinin yanında tavır almalarını cezalandıran uygulamalara karşı bulunduğumuz bütün alanlarda mücadele yürütmek, haklı ve meşru olanlardan yana tavır almak bir görevdir. Bundandır ki YDG olarak herkesi Türkiye’deki çocuk tutsaklarla dayanışmaya çağırıyoruz.

    Çocuk tutsaklar derhal serbest bırakılsın!
    Türkiye’ deki faşist uygulamalara son!
    Yaşasın politik tutsakların özgürlük mücadelesi!

    ATİK - Yeni Demokratik Gençlik
    http://www.ydg-online.org

    YDG on Tem 8, 2009

Bu Yazı Hakkındaki Yorumunuz..